Şerif KUTLUDAĞ

Şerif KUTLUDAĞ

60. Kütüphane Haftasındayız

Yazdığım internet sitesinin adı www.aydın24haber.com olunca, yayın merkezi Aydın şehir merkezi olunca; aydın adı beraberinde aydın-lanmayı ve aydın-lık kavramlarını çağrıştırınca; yaşadığımız hafta da “Kütüphane Haftası” olunca gel de şimdi Kütüphane Haftasını yazma!..

25 Mart-31 Mart 2024 tarihleri arasının “60. Kütüphane Haftası” olduğu bilgisini paylaşayım öncelikle…

Denizli İl Halk Kütüphanesi, PAÜ Kütüphanesi, Güney İlçe Kütüphanesi’ni arayıp haftalarını kutlayarak başladığım güzel günde İzmir Atatürk İl Halk Kütüphanesi Müdürü Veli CANER’i arayınca Ege Ünv. AKM’deki Türk Kütüphaneciler Derneği’nin Kütüphane Haftası kutlama etkinliklerini öğreniyorum ve 13.30’da heyecanla da katılıyorum haliyle…

“Sürdürülebilirlik ve Savunuculuk” teması seçilen haftanın açılışında Saygı Duruşu ve İstiklâl Marşı’nın ardından dernek başkanı Hatice Gümüş’ün açılış konuşmasını dinliyoruz.

Türk Kütüphaneciler Derneği Başkanı Hatice GÜMÜŞ şunları söylüyor:

“Kütüphaneler sosyal dengecilik mekanlarıdır. Vatandaşsınızdır ve oradan kitap almaya hakkınız vardır. Oraya herkes girer; zenginle fakir, az okumuşla akademisyen, gençlerle yaşlılar bir aradadır. Bu mekanlar aynı zamanda güvenli mekanlardır. İzmir’de her mahalleye bir kütüphane heyecan verici bir projedir. Bunun yanında kitapkafeler günümüzde yeni güzelliklerdir. Kütüphaneciler de ev sahibidirler.

Program sunucusunun “Şimdi panel kolaylaştırıcısı Katip Çelebi Ünv. BBY-Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümünden Prof. Dr. Mehmet Ali AKKAYA’yı paneli yönetmesi için davet ediyorum deyişiyle moderatör karşılığı olarak “Kolaylaştırıcı” kullanıldığını öğreniyoruz.

AKKAYA Hocanın başarıyla yönettiği panelde konuşmacılar: Hacettepe Ünv. BBY Bölümü hocası Prof. Dr. Özgür KÜLCÜ, öğretmen Yusuf ÇAĞLAYAN, Çocuk kitapları yazarı Feray ÜNAL ve TKD İzmir Şb. Başkanı Hatice GÜMÜŞ 15’er dakika konuşuyorlar. İşte bu konuşmalardan derlediklerimiz:

Sayın KÜLCÜ: Bilgi bizi biz yapan değerdir. Yargıladığımız şey kişinin bilgi birikimidir. Bilgi paylaşıldığı oranda değerlidir. Kütüphaneciler bilgi işçileridir. Evrenin bilgisi bizi iyiliğe götürüyor.

Sayın ÇAĞLAYAN: 8 yıl öğretmenlik yaptım. Sonra okuma kültürü üzerine yoğunlaştım. Ortak aklın gücüne inanıyorum. “Eksi 18 Edebiyat” adında bir grubumuzla çalışıyoruz. “Kıpırtı Çocuk” ve “Ergotik Edebiyat” dergilerini çıkardık.

Sayın ÜNAL: Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğinden emekli olduktan sonra çocuk edebiyatı üzerinde çalışmaya başladım. Çocuk kitapları yayınladım. Çocuk edebiyatı çocuğun düşünsel gücünü artırıyor hayal ettiriyor. Artık yaratıcı, soyutlama gücü olan, sorun çözücü, iletişim gücü yüksek bireylere ihtiyaç var…

Sayın GÜMÜŞ: Biz kütüphaneciler okurlar için hizmet üretiyoruz. O nedenle de kütüphanelerde bizler kitap okuyamıyoruz. TKD=Türk Kütüphaneciler Derneği olarak 70 yaşındayız. Kütüphane Haftası’nın 60. Yılı kutlanıyor.

Kütüphane ve kütüphaneci deyince benim aklıma DLT- Divanü Lugati’t Türk’ü kültürümüze kazandıran Ali Emiri Efendi gelir, Eşekli Kütüphaneci diye isim yapan Mustafa Güzelgöz gelir. Ankara Millî Kütüphane Müdürü Dr. Müjgan Cumbur gelir…

Kütüphane deyince aklıma konuya dair söylenmiş özdeyişler gelir:

Cemil Meriç,

“Kütüphane bütün çağların, bütün ülkelerin ölümsüzleri ile dolu!”

İlber Ortaylı,

“Kütüphane nedir? Beşeriyetin hafızasıdır!”

Victor Hugo,

“Kitaplık kurmak, ibadethane kadar kutsaldır!”

H. Flecher,

“Milletleri ilerleten ve yükselten zengin kitaplıklardır.”

Sözler ışığında baktığımızda ülkemizdeki kütüphane sayısı nedir? işte cevabı:

2020 yılı istatistiklerine baktığımızda; “Türkiye genelinde 1 Milli Kütüphane, 1.213 Halk Kütüphanesi, 606 Üniversite Kütüphanesi, 32 bin 158 örgün ve yaygın eğitim kütüphanesi…

Yunus Emre’miz :

“İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir,

Sen kendini bilmezsin/ Ya nice okumaktır” der ya!..

İşte bizleri ilimle buluşturan mekanlardır kütüphaneler. Bilgi üretim merkezleridir. Ruhun okumayla ilgili konuda eğitildiği mekanlardır.

Nitekim ATATÜRK de bir konuşmasında bu konuda şunları söylemiştir:

“Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım, bu yaptıklarımın hiç birisini yapamazdım.”

60. Yılını yaşadığımız Kütüphane Haftası’nda bütün kütüphaneci dostlarımızın haftasını kutluyoruz… Başarı ve güzellikler sizlerle olsun…

GÜL/AYDIN… SEVGİLERİMLE…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
  • Baki Civan. / 27 Mart 2024 11:12

    1996 yılında 3,5 ay Saraybosna'da Birleşmiş Milletler Karargah' ında görevli idim. Bir gün savaş sonrası hasarı vb.leri görmek üzere Şehir turu düzenlendi. Dağların tepelerinden eteklerine kadar mezarlara dolu. Oralarda durduk, baktık, kızdık herkes kendi dinince dua ettiler. En son Sırp'ların yaktığı bir Kütüphane önünde durduk. En çok ahlar, vahlar şikayet burada oldu. 'Kitaplardan ne istediniz' diye Sırp'lara kızgınlıklarını belirtiler. En uzun zaman orada geçirildi. Kıymetli yazarımızın Kütüphane Haftası yazısını okuyunca aklıma geldi. Teşekkür ederim Kıymetli Yazar kardeşi.

    Yanıtla (0) (0)
  • Kemal BENLİ / 27 Mart 2024 10:08

    Evet. Diyanet İşleri Vakfı Kitap satış yeri, Aydın Müftülüğü ile beraber,
    Yavuz Sultan Selim Camii yanındaki yeni yerine taşınmış. Kitap almak için gittiğimde, eski yerinde satılan kitaplardan hiç bir kitabın satılmadığını, hepsinin kaldırıldığını, onların yerine çokca DUA KİTAPLARI satıldığını gördüm. Sabah okunacak dualar, akşam okunacak dualar, şifalı dualar, karın ağrısına iyi gelen dualar, en iyi dualar, tüm bela ve musibetleri def eden dualar falan.
    Çalışmalayalım ve üretmeyelim mi? Hep dua mı edelim ?

    Yanıtla (0) (0)
  • Kemal BENLİ / 27 Mart 2024 09:41

    Değerli Yazar
    Sayın Şerif KUTLUDAĞ.
    Yaralarımı deştiniz.
    Eski dertlerimi depreştirdiniz derler ya ,öyle yaptınız.

    Ülkemizde o kadar çok sorun var ki, çözüm için hangisine öncelik verilmesi gerekir ? bunca sorun nasıl çözülür ? Her geçen gün onlarca yeni sorun ekleniyor . Zaten, o çokca şikayet edilen ve her olumsuzluğun , hayat pahalılığının , işsizliğin, zamların , yoksulluğun bahanesi ve mazereti olarak gösterilen DIŞ GÜÇLER, her gün çokca yeni sorun yaratıyor. Ama, yaşanan tüm bu olumsuzluklara rağmen, insanlar hallerinden pek memnun görünüyor.
    Sorunların çözümünün tek yolu, " öğretim " ve öğretimin kardeşi " eğitimdir. " Eğitim ile öğretim farklı şeylerdir.
    Öğretim, okullarda teorik olarak kitaplar üzerinden yapılır. Eğitim ise, okullarda kitaplar üzerinden öğrenilenlerin tezgah ve makina başında, sahada bizzat uygulanarak yapılması ile verilir.
    Eğitim, öğrenilenlerin düzenli ve sürekli alışkanlık haline getirilmiş şeklidir. Kırmızı ışıkta geçilmemesi gerektiğini okullarda teorik olarak öğreniriz, ama caddede, kavşakta kırmızı ışıkta , yol boş iken bile geçmiyor ve yeşil ışığın yanmasını bekleyebiliyorsak eğitimli insanızdır.
    Öğrenim ve eğitim de " Okumak " ile mümkündür. Okuyan bireyler niteliklidir,
    kültürlüdür , medeni cesaret sahibidir, iyi yurttaştır. Okuyan bireylerin oluşturduğu toplumlar da aynı iyi niteliklere sahiptirler.
    Ama gelin görün ki, ülkemizde bireyler ve toplum okumuyor, bilgilenmiyor.
    Bu nedenle de :
    Neyin ne ?
    Kimin kim ?
    olduğunu bilmeden , yalan da yanlış da olsa, sorgulamadan, muhakeme etmeden söylenenlere inanarak söyleyenin arkasına takılıp gidiyor.
    Yaşadıklarımız gösteriyor ki, okumayan ve cahil bırakılan toplumlar ; yaşananları ve olayları sorgulamadan ve muhakeme etmeden , söyleyenlerin ileri sürdükleri mazeretleri doğru olarak kabul ettikleri için, daha kolay yönetiliyor , sevk ve idare ediliyor.
    Bunu bilen ve bu anlayışta olan yöneticiler, toplumun okumasını ve bilinçlenmesini kolaylaştıracak olanakları hazırlamak ve çoğaltmak yerine ,kısıtlama ,zorlaştırma , hatta ortadan kaldırma yolunu seçmişlerdir.
    Aydın' da , çok değerli Bilimsel, Teknik, Mesleki, Tarihi, Edebi ,Hukuki, hatta Tıbbi kitapların satıldığı üç yer vardı.
    Birincisi : Batı Gazi Bulvarı üzerinde, Vardar İş Hanı karşısında, şimdi gıda maddeleri satılan yerde Diyanet Vakfına ait kitap satış yeri vardı.
    İkincisi : Valiliğin karşısında İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün Kitap Satış yeri vardı.
    Üçüncüsü : Atatürk Bulvarı üzerinde, Aydın Lisesinin bahçesinin köşesinde sarı bir bina vardı, sonra bu bina yıkıldı. Burada Milli Eğitim Bakanlığı kitap satış yeri vardı.
    Bu kitap satış yerleri, çok dikkat çekici bir şekilde ( Benim çok dikkatimi çekmişti . Başkalarının dikkatini çekmiş miydi ? Bilmiyorum. ) sanırım 2004 yılında arka arka kapatıldı.
    Diyanet Vakfı kitap satış yerinde TDK, TTK , TÜBİTAK ' a ait çok değerli kitaplar satılırdı
    İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Kitap Satış yerinde, Türk Edebiyatı ile ilgili çok değerli kitaplar satılırdı. Bütün Türk BoylarınIn Edebiyatı ile ilgili ,ciltli kitaplar satılırdı.
    Milli Eğitim Bakanlığı kitap satış yerinde de, Okullarda okutulan coğrafi, tarihi, edebi ,mesleki tüm kitaplar satılırdı. Bu kitap satış yerlerinden çok kitaplar almıştım.
    Ne oldu da bu kitap satış yerlerinin üçü birden, aniden kapandı ya da kapatıldı.
    Hangi gizli eller?
    Kimler?
    Neden kapattı?
    Maaşımın 1/4 ünü kitap için harcamışımdır.
    Yüreğinize sağlık.
    Ellerinize Sağlık.




























    Değerli Yazar Sayın Şerif KUTLUDAĞ

    Yanıtla (0) (0)