Kilitlenmiş vicdan ve kiralanmış iradeler!

"Kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin kendi ahlaki (etiksel) değerleri üzerinde doğrudan (dolaysız) ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümlülüğünü de yükleyen içsel güç." olarak tanımlanmıştır vicdan.

Vikipedi'ye göre;

Vicdan ya da (duyunç), kişinin kendi niyeti veya davranışları hakkında kendi ahlaki değerlerini temel alarak yaptıklarını veya yapacaklarını ölçüp biçtiği bir kişilik özelliğidir.

Vicdan, birçok dinde, birçok felsefi akımda, mistisizmde önem verilmiş bir kavramdır. Günümüzde kimileri "kamusal vicdan" ifadesini kullanmaktaysa da, dinsel, mistik vb. alanlarda böyle bir kavram bulunmaz.

Bir insan ayakkabı boyacısı olabilir. Umumi hela bekçisi ya da lağım temizleyicisi olabilir.

Bu onun kişiliğinde bir şey alıp götürmez. Özünde kul hakkına tecavüz etmeden helal yollardan kazandığı ak ekmeği akşam çocuklarına götürebilmesidir önemli olan.

"Domuz eti haramdır yenilmez!" diyerek çevresindekiler fetvalar verip, haramı (kul hakkını) domuz gibi yerken bir sakınca görmeyen ve utanmayanlarda (kişi bile diyemiyorum, çünkü kişilik yok) vicdan aramak abestle iştigaldir.

İçtiği Anayasal andın hilafına işler yapan ve davranışlarda bulunan bir milletvekilinde, gördüğü ve bildiği gerçeği bir çıkar karşısında gizleyip tam aksine haber yapıp yorumlarda bulunan bir gazeteci de, son yıllarda televizyon kanallarına çıkıp endam kırarak halkı yanıltacak yorumlar yapan, adının önünde "Prof.Dr." yazan sözde bilim adamlarında, Cuma hutbelerinde, milli günlere denk gelen hutbelerinde Mustafa Kemal ATATÜRK'ün adını ağzına almaktan imtina eden bir din vazifelisinde vicdan olduğunu ben sanmıyorum.

Vicdan kavramı bu alanlarda hep bireysel vicdan anlamında kullanılmıştır.

Çünkü bu zat-ı muteremlerin vicdanları kilitlenmiştir de ondan ötürü, bu kanıdayım.

İrade ya da (istenç), belirli bir yapabilme gücünü ya da itici gücün varlığını belirtmek için kullanılır.

Buna bağlı olarak birkaç yönden istenç kavramını belirtmek gerekir;

Esasında istenç ile, özgürlüğü de kendinde barındıran bir isteme durumu olarak tarif edilmesi söz konusudur.

Öte yandan bir bilinç yetisi olarak da belirtilir.

Buna göre tasarımlarımız ve görüşlerimiz üzerinde bilinçli bir seçme ve karar verme yeteneğimiz söz konusudur.

Bir başka anlamda ise, istenç, duygulanımlardan bağımsız olarak, salt akla dayalı bir isteme durumunun mümkün olduğunu var sayar;

Yani her tür isteme ve eylemliliklerimizi rasyonel olarak belirleyebiliriz önermesini dile getirir. Bunun yanı sıra istenilen şeyi fiilen yapabilme ve bir kararı yerine getirebilme yeteneği ya da gücü de istenç kavramının içeriğinde yer alır.

Son olarak, bütün bu tanımları içerecek şekilde, istenç;

Dünyanın ya da yaşamın, hem rasyonel hem de özgür bir şekilde gerçekleşmesi olarak bilinip tanımlanabilir.

Talimat ile iş yapan bir kamu görevlisi, Genel Başkanına yalakalık olsun diye onun her yaptığı yanlışa evet diyen, hiç bir zaman kendi özgü iradesi bulunmayan, kendi vicdani sesini dinlemeyen, yanlışlara bile el kaldırarak onamda bulunan bir vekilde irade var mıdır?

Bilimsel veri ve kıstasların aksine bilim dışı yorum yaparak kamuoyunu yanlış yönlendiren sözde bilim adamlarına ne demeli, bilim biliminsanının namusu değil midir?

Çalıştığı gazetenin patronunun siyasal konumu ve çıkarlarına koşut, yalan yanlış haber üretip yorum yapan gazetecinin sahici amacı nedir?

İşte biz bu tür, özüne aykırı iradeye "Kiralık İrade" diyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
  • Hüseyin Kuruüzüm / 03 Nisan 2025 17:24

    Teşekkürler

    Yanıtla (1) (0)